Kumsalda Seks
yengemin tadı harikaydı
Yarrağa Susamış Asker Karısı
kömrlükte sikiş
Kız Arkadaşımla Seviştik
Asker Yolu Bekleyen Yelizi Harika Sikşim
Mastürbasyon Çok güzel oldu
Aşk üç kişiliktir!
Eşeğe de bindiniz mi ?
bugün de cinsel içerikli bir yazıyla karşınızdayım.
demem o kiyle giriyoruz yazıya, gazete köşelerinde karşı cinsle olan münasebetlerini özgürce anlatabilip kadınlığını doyasıya yaşayabilen şişman hatunlara fena kılım. basen genişliğini ülkedeki gelir adaletsizliğine bağladığım bu organizmalar fantastik kurgu hikayeleriyle de epey bir okur sahibi, bu duruma da kılım.
ilişki olarak one-night stand düzeyini aşamamış, hiçbir zaman sevilmemiş olmanın acısıyla geçen yıllardan sonra vakit doğum tarihini 35 seneyi geçeyi bulduğu zaman neden bu tip kadınlar piyasaya çıkıveriyor, anlamıyorum. samimiyetten tamamen uzak, ben adamın altında üçüncü orgazmımı yaşarken herif hala boşalamamıştı hikayeleri nasıl ortaya çıkıyor? ben belli senelerin acısına vermiş olmama rağmen çocukluğa kadar inilmesinde de fayda görüyorum.
bir de sanal alemin overrated bloggerları var tabi. 135 göğüs ölçülü, ayva göbeğe rahmet okutturan bira mamulü, sumocu vücutlu bu choq sheker hatuncuklar google earth ile bile gidemeyecekleri mekanlardaki hikayelerle sosyal networklerde bol bol ekmek yiyor. yazılarda da konular belli.
x mekanına kız arkadaşlarımla gönlümce eğlenmeye gitmiştim. birkaç beyefendinin dikkatini çekmiş olmalıyım ki yanlarında kız arkadaşları olmasına rağmen gözleri üzerimdeydi. adeta penisler için bir çekim gücü, bir paratonerdim o gece. nasıl da komiklerdi bir bilseniz.
ama hikayenin özü aslında şöyle olmalı.
hayatımdaki tek erkek gerizekalılığım yüzünden whiskas crunch! ile beslemeye çalıştığım köpeğim fino olduğu için akademiden benim gibi evde kalmış kız arkadaşlarımla dışar çıktık. bizi orada sikmek istediler. giderim olmamasına rağmen bu isteğin varlığı ise kesinlikle mide bulandırıcı.
hızlı beslenme ve tüketim alışkanlıklarını bırakırlarsa kendilerini primitive-anarşizmin yaşandığı zamanlara göndermek için dr. emmett brown olmayı taahhüt ediyorum.
Pazartesi Kuşağına Geciktirici Sprey Kullanınca
Derin Düşünce isimli, (blog demeye dilim varmıyor) bir fikir platformu var. Bir gözatıp, başlıklara bakarsanız ”hassktr, herif bunları mı okuyor” diye düşünebilirsiniz. Kendilerine liberal müslüman diyen bir grup insanın yazılarına yer veriyor Derin Düşünce.
Din konusu biliyorsunuz önemli benim için. Toplum için bir tümör olarak görüyorum dini, aralarında ayrım yapmadan. Yalnız şunun farkına varmaya başladım bir süredir: Belli bir kısım inançlı kişi ile bazı konularda ortak düşüncelerde toplanıyoruz. Oysa aramızda debisi çok yüksek, çılgınca akan bir nehir var. Hiçbir şekilde biraraya gelemezmişiz gibi görünse de benim böyle insanlarla aynı toplumda yaşamaya bir itirazım yok.
Sonra nehrin kendi bulunduğum tarafına bakıyorum. Başları sıkışıp işler yolunda gitmeyince çözüm üretmek yerine mozoleye çelenk koymak için taş binalara akın eden insanlar var benim tarafımda. Her yıl Kasım ayında normal işinde gücündeyken, köprü trafiğinde veya dershanesinde eğitimini, öğrenimini yaparken, bir anda avda gözüne lamba tutulmuş tavşan misali paralize olan insanların arasındayım ben. Bu pasiflik, bu arabesklik, bu style à la Soviet canımı fena halde sıkıyor. Benim tarafım sararıp kururken karşı taraf yeşeriyor çünkü.
Bugün Derin Düşünce’de ayak üzeri okuduğum şu yazı, beni bunları yazmaya itti. Yorumlarda benim tarafımda bulunup, bana ayar vermeye kalkışan olacaktır belki. Ben sevdiğimden tokatlıyorum sizleri. İyiliğinizi, iyiliğimizi istediğim için.
Diğer notlara devam. Kızarıp, bozaranlar, kafayı kaynatanlar olmuştur aranızda, motoru soğutalım.
Konusunu seks, cinsellik olarak seçen bloglar geldi, geçti aramızdan. Bunlardan Evli Adam ilk başta çok tepki alsa da oturttu gibi (yorum yazmadığıma bakmasın RSS den takip ediyorum, o yüzden), sonrasında ise başka blog pek göremedim. O yüzden Nastenka uzun soluklu olur diye umuyorum. Çok uzun zaman olmadı keşfedeli. Bazı yazılar şiirsel ögeler taşıyor, ama off bu ne yaa dedirten cinsten değil. Yanlışım olabilir, ama bu hatun doğuda bir yerde öğretmenlik yapıyor galiba. Kısa, kısa konuşmuşluğum var Nastenka ile… Ona Kızıl Kuşum diye hitap etmek istiyorum. Kimse mükemmel değil, kendisi yüce ideoloji komünizme gitmek için sosyalizmin bir araç olarak kullanılmasından yana. Bu hali ile daha da sempatik geliyor bana. Bu dediğim dışında ayakları yere basıyor hatunun, kalemini de beğeniyorum.
Bu postanın ilk başında yazılanlardan gayrı, ülküdaşım (Netdaş) olan Devran Eroğlu‘nun Plugism adlı blogu ”fişe takılan herşey hakkında” bir blog. Devran Eroğlu kendini -internet entrepreneur. technology enthusiast. former coder- olarak tanımlıyor. Son projesi İhtiyacımKredi de gözden kaçmasın.
Sevgili Özgür Uçkan az kalsın Mü-Yap başkanı Bülent Forta için suç duyurusunda bulunacaktı. Kanunda gerekli düzenlemeler olmadığı için bu fırsat kaçınca cebime attığı mesaj üzerine iki Arnavut arkadaşı ellerine muşta vererek 14. sü yapılan Türkiye’de İnternet Konferansı’nın çıkışına gönderdim.
Trofolo adlı blogu ise Soysopizm adlı yazısı ile keşfettim. O kadar hoşuma gitti ki, bir kısmını değil, hepsini buraya alıyorum:
Benim soyla, sopla işim olmaz. Kendin kaderini çizmedigin bir geçmişin nesiyle övünç duyma telaşına girip yahut neyinden utanç duymak sıkıntısında heder olacaksın. Kimsenin kendinden öncesi, onu diğerlerinden bir adım öne taşımıyor. İlk nefeste herkes aynı başlangıç çizgisinde. Soy ve soptan avantaj sahada geçmez. Sahada ve yarışacaksan herkes kadar önce bir hiçsin, sonra belki artarak çoğalırsın. Her defasında soy kartını koyacaksan masaya, sığınacaksan bir kelime arkasına, tribune çıkmalısın.
TheOatMeal harika bir gavur blogu. Birbirinden tamamen alakasız konuları son derece ilginç bir anlatım şekli ile ortaya koyan bu blogu sevmemeye imkan yok. 15 things worth knowing about coffee sayesinde tanıdım.
3h hareketi Türkiye’nin Tek Liberal gençlik Hareketi diyorlar. Bir bakın, bana da anlatırsınız. Fazla incelemeye vaktim olmadı.
15 yıldır ehliyetim var. Fena da araba sürmem. Ama İsveç ehliyeti alamadım. Bunda sınavın zor olmasının yanısıra arabaya ihtiyacım olmamasının da rolü var. Ehliyet alacak motivasyonu kendimde göremiyorum. Bir de ben bazı konularda çok rasyonel olamıyorum. Eğer ehliyet alırsam gidip bir Volvo almaktansa, benzin içen, eski ama lüks modifiye edilmiş bir Amerikan arabası veya yine Porsche’un eski modellerinden almaktan korkuyorum. Ekonomik olarak büyük yük getirir bana bu. Şehrin ortasında oturduğum için garaj kirası ayda en azından 250 – 300 avroyu bulur tahminimce. Bu tarz arabaların vergisi de problem. Daha depoya benzini koyup kontağı çevirmeden ayda 600 avroyu bir kenara koymak lazım. O yüzden sevgili Akay Perker‘in bloguna yalnızca bakmakla yetiniyorum. Pitcafe Türkiye’de mumla aranıp, bulunamayan konu-spesifik bloglardan biri. Yalnız ve yalnız kara para ile işin varsa orda yazılan arabaların yanından geçersin. Bu da blogu seksi yapıyor. Benim param o blogdaki arabalar arasından birtek 1956 model Corvette C 1 e yeter. Zaten en beğendiğim arabada o. Tek problem 32,000 dolara satılan bu arabanın yalnızca çocuklar için yeniden üretilmiş olması.
Bir projem vardı, bilmiyorum uygular mıyım bir vakit? 12 tane farklı gacıya Fenerium ürünlerinin vücudu saranlarından (belki bu ürünleri biraz paralayarak, yırtarak) giydirerek bir fotoğraf serisi yapmak. Sonra da bunları bir takvim haline getirerek internete yaymak. Hayrına, bedava… Yok ben bunu basılı isterim, duvarıma asıcam diyen olursa kızların imzaları ile birlikte takvimin basılısını ücretle adrese teslim. Ülke şartları ve Aziz’in bu konuya itirazı olacağını düşünerek askıya alınmış bir proje bu. Ama Beyaz Rus Kız Basket Milli Takımı için engel yokmuş anlaşıldığı kadarı ile. Artık hangisi hangisinden gördü de yaptı bilmem ama Rus Kız Rugby Milli Takımı da burada.
Yeni yılın son pazartesi kuşağını salı akşamı vererek kapatıyorum. Yılbaşına kadar başka posta olur mu bilmem? Zannetmiyorum. Olabilir de… Bitirirken…Şu Soul Train adlı 35 yıllık Tv programı beni benden almaya devam ediyor. Her Pazartesi kuşağında ondan bir video koymayı adet edinmek istiyorum. Sevseniz de sevmeseniz de.
